İZMİR HAYVAN KATLİAMINA ENGEL OL..!

İZMİR HAYVAN KATLİAMINA ENGEL OL..!
TORBALI HAYVAN MEZARLIĞI OLMASIN..!
Efemcukuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efemcukuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2012 Salı

Korkutan Ölümler


Efemçukuru'nda altın madeni önündeki protesto, dere suyuna karışan asitten ölen balık ve hayvanlar içindi



Efemçukuru altın işletmesinin atıklarıyla kirlendiği iddia edilen Kokarpınar deresinde balık ölümleri ve Kavacık köyündeki hayvan ölümleri protesto edildi. Tüprag Maden İşletmesi'nin önünde toplanan kalabalık, yaşam hakları için slogan attı

Çevrecilerin yıllardır mücadele ettiği Efemçuku’nda Tüprag Maden işletmerine ait altınmadeni şirketi bir kez daha protesto edildi. Maden işletmesinin önünde Efemçukuru ve Kavacık Köyleri Doğayı Koruma Derneği'nin organize ettiği protestoya EGEÇEP bileşenlerinden Güzelbahçe Kültür, Çevre ve Güzelleştirme Derneği, Emek Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve az sayıda Kavacık köylüsü destek verdi. Tek bir Efemçukuru köylüsünün katılmadığı eyleme Kavacık köyünden de madende çalışanların eylemlere katıldıklarında işten çıkarıldıklarından katılmadığı öğrenildi. Grup, maden işletmesi önünde alkışlar eşliğinde yürüyerek, 'balıklar öldü derede, yetkililer hani nerede?', 'Üzümümüz dünyada tek, durmak yok katliam bitene dek', Tüprag geldi buraya, husumet girdi araya', Badem, ceviz kuruyor, Yaşar amca gülüyor', 'Zengin bölgenin fakir insanı olma, artık gör katliamı' yazılı pankartlar taşıdı. 'Havana, suyuna, toprağına sahip çık' sloganları atıldı.

BİR AT, 55 KEÇİ ÖLDÜ

Kanadalı Eldorado Gold firmasının altın işletme şirketi Tüprag Metal Madencilik'in önünde yapılan  eylemin nedeni Efemçukurundan başlayıp Güzelbahçe Çamlı köyüne kadar 20 kilometre uzanan altın işletmesinin kirlettiği iddia edilen Kokarpınar Deresi'nde balıklar ile dereden su içen at ve keçilerin ölmesi oldu. Mayıs ayında ard arda meydana gelen 1 at, 55 keçi ve balıkların ölümleri nedeniyle harekete geçen Kavacık Köyü Muhtarı Şinasi Köse, İZSU Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı'na başvurarak ölü balıkların tahlilini istediğini belirtti. Raporda, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojileri Enstitüsü’nden Araştırma Görevlisi Dr. Aydın Ünlüoğlu'nun incelediği, enstitüye dere suyunun içinde götürülen ölü balıklardan sudan çıkarıldığında bir asit kokusu alındığı, balıkların yaralanma, kanama gibi dışsal, bulaşıcı ve salgın bir hastalığının olmadığı tespit edildi. Meydana gelen balık ölümlerinin birinci sebebinin ortamdaki asitin olduğu kanaatine varıldığı belirtilen raporda, balık ölümlerinin 'ölümler, muhtemelen asite maruz kalan balıkların solungaçlarında mukoza oluşumuna bağlı olarak solunum zorluğu ve oksijen yetersizliğinden dolayı' meydana geldiği yazıldı. Kesin olmasa da bir diğer ölüm sebebinin suyun fiziksel özelliklerinde meydana gelmiş olan ani bir değişiklikten olabileceği de belirtildi.

DAHA DA KÖTÜSÜ OLACAK

Altın madeni tabelasının önüne alkışlar ve sloganlarla ilerleyen grup adına açıklamayı Efemçukuru ve Kavacık Köyleri Doğayı Koruma Derneği Başkanı ve Kavacık Köyü Muhtarı olan Şinasi Köse yaptı. Köse, “Doğamızı, dere yataklarımızı, suyumuzu, köyümüzü, ürünümüzü kısacası yaşamımız korumak için bugün buradayız, bu eylemi yapıyoruz. Zengin altını götürecek, yıllar sonra çekip gidecek peki biz köylüler ne yapacağız? Suyumuzu kirlettiklerini raporlarla belgeledik. Balıklarımız, hayvanlarımız öldü. Bugün hayvanımız yarın biz. Bu durumun daha da kötü sonuçlar doğuracağını biliyoruz. Bizi birbirimize düşüren, yaşamımızı elimizden almaya çalışan maden işletmesini istemiyoruz. 10 yıl sonra madenciler çekip gittiğinde artık kaliteli ürün alamıyor olacağız. Meyve ağaçlarımız kuruyor. Tüprag yetkilileri bize doğaya zarar verilmeyecek dedi. Şimdi ise muhatap bulamıyoruz” dedi.

EYLEMLERİMİZ DEVAM EDECEK

Muhtar Şinasi Köse, köylünün neden eyleme gelmediğiyle ilgili ise çarpıcı iddialarda bulundu: “Köylü baskı altında. Yöneticiler eylemlere katıldıklarında işten çıkarıyor. 25 arkadaşımıza bu yapıldı. Biz de gelmeden önce tehdit edildik. Bizzat şirket yöneticileri tarafından eylemi yapmamızın istendiği ve kötü sonuçlara neden olacağı söylendi. Bizim topraklarımızda Eldorado Gold hüküm sürüyor, buna karşıyız. Altın içinde yüzen yöre halkı zayıflatılmış, muhtaç duruma getirilmiş durumda. Biz yılmayacağız. Bundan sonra da raporlatacağız, eylemlerimize devam edeceğiz, herkesten destek bekliyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun da desteğini istiyoruz.”


Haber: Figen BİCAN
9 Eylül Gazetesi

Çığlığı Duyan Yok!


Efemçukuru ve Kavacık köylüleri İzmir'in arseniksiz tek su havzasındaki altın madeni işletmesinin suları zehirlediğini öne sürüp, “Balıklar, atlar ve keçiler öldü sıra bize mi geldi” diye isyan etti.


Uzundere'de TOKİ konutları var bilir misiniz? Bilmeyenler için söyleyeyim,
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Kadifekale Kentsel dönüşüm Projesi'nin ilk uygulamasıdır orası.
3300 aile yaşayacak orada...
Bir kısmı yerleşti bir kısmı yerleşecek şu günlerde.
Yani çok kısa bir zaman sonra 10 bin kişilik bir şehir oluşacak Uzundere'de.
Karşısında da merhum Ahmet Piriştina zamanında yapılan Olimpiyat Köyü...
Ardında da Ahmet Sarışın zamanında yapılan sosyal konutlar...
Çok alan var daha oralarda...
Kentsel dönüşümü düşünürsek modern İzmir bile kurulabilir o vadide.
Önceki gün İzmir Meteoroloji Müdürü Murat Şahin'in konuğuydum.
Hava'ya meraklı bir gazeteci olduğum için gidip gördüm, yerinde inceledim hava tahminlerinin nasıl yapıldığını.
Çatalkaya'ya çıkardılar beni sağolsunlar.
Çam ağaçlarıyla kaplı Kavacık ve Efemçukuru Mevkiindeki bulunan radara doğru giderken gözüm gönlüm açıldı.
900 küsür metre yukarıdan İzmir'i seyrederken, “Şehrin tüm yöneticilerini burada piknik yaptırmalı” dedim.
Balçova Barajı'nın arka taraflarında en az üç baraj daha kurulabilecek vadilerin olduğunu görünce feryat ettim.
Feryadımın nedeni tam bu vadilerin tepesinde altın işletmesinin 24 saat çalışmasıydı.
“Altını açığa çıkartırken uygulanan işlemlerde açığa çıkan elementlerle havamızı ve sularımızı kirletiyorlar” diye bas bas bağıran çevrecilerin tepkisine kimsenin aldırmamasıydı.
Gözümüz gibi bakmamız gereken yaşam kaynaklarımızın farkına varılmamasıydı.

***

Önceki gün Kavacık ve Efemçukuru köylüleri altın madeni işletmesinin önünde eylem yaptı.
Eylemin nedeni deredeki balıkların ölmesiydi...
Bir atın ve 55 keçinin dereden içtikleri sudan zehirlenmesiydi.
Çevreciler, “Sıra insanlara gelmeden önlem alınsın” diyor.
Koca koca medyanın sustuğu bir dönemde bu kolay olur mu?
Kendi kişisel menfaatleri olunca aslan kesilenler orada mısınız?
Efemçukurunun sinyalleri size ulaşmıyor mu?
İhsan Hakkı, İnsan Hakkı'ndan öncelikli mi acaba..

***

Dün Yeşiller ve Sol Gelecek eşsözcüleri Sevil Turan ve Avukat Arif Ali Cangı arayıp dert yandı, “Efemçukuru'nda Tehlikeli Süreç Başladı” diyorlar.
Kavacık köylülerinin ‘balıkların, koyunların ve atların öldüğü, sıranın kendilerine geldiği’ çığlığını herkesin duyması gerektiğini  söyleyen Cangı, “Öncelikle altın madenine ruhsat veren İl Özel İdaresi’nin ve İzmir’in mülki idare amiri olan İzmir Valisi Cahit Kıraç ile  su havzasını korumakla yükümlü olan idarenin başkanı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu duymalı” diyor. Yaşamları tehlikede olan tüm İzmirlilerin bu çığlığa kulak vermesi gerektiğini de söyleyen Yeşillerin sözcüleri bakın daha neler  söylüyor:

ALTINCILAR BARAJ HAVZASINDA

“İzmir kentinin içme suyunun yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan Tahtalı Barajı koruma alanı sınırında, yaklaşık 200 bin kişinin içme  suyunu karşılamak için planlanan ve yapımı için Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlıkları sürdürülen Çamlı Barajı’na su  sağlayacak derelerin mutlak koruma alanı içinde yer alan efemçukuru Altın Madeni 1 Haziran 2011 tarihinden bu yana çalışıyor.
Kavacıklıların ayaklanmasına neden olan hayvan ölümleri altın madeninin işletilmesi sonucunda zaten bekleniyordu. Yıllardır süren  tartışmalar, davalar ve bilimsel çalışmalar sonucunda, “yörenin kayaç yapısı ve işletmede yapılacak zenginleştirme işlemi sonucunda  maden işletmesinin ağır metal kirliliği yaratacağı, böylelikle bölgenin yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını kirleteceği, yörenin bitki ve  orman örtüsünün zarar göreceği, bölgede uygulanan ekolojik tarımı bitireceği, kısaca ekolojik ve toplumsal yıkıma yol açacağı”  belliydi.

ARSENİKSİZ TEK SU HAVZASI

Şimdi beklenen tehlikeli sürece girilmiş durumda. İzmir’in arseniksiz tek su havzası olan, aynı zamanda orman alanları, ekolojik  üzümleriyle, İzmir’in damı olarak nitelendirilen bölgenin yaşamı tehlike altında. Konumu itibariyle Efemçukuru’nda yaşanacak her  olumsuzluk İzmir kentini doğrudan etkileyecektir.
İzmir’de sağlıklı yaşamından yana olan herkesin bu gidişata tepki göstermesi, kirletici faaliyetin durdurulması için çaba harcaması  gerekmektedir.
İzmir Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı’nı görev ve sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz. Hızla yakınılan konularda detaylı  inceleme ve araştırma yaptırın, geri dönüşü olanaksız bir ekolojik yıkımın yaşanmaması için madeni mühürleyin, aksi halde yaşanan her ölümden, her yıkımdan hem hukuki hem de vicdani sorumlu olacaksınız.
İzmirlilere de yaşamlarına, geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.” Konunun yakından takipçisi olacaklarını da belirten Yeşiller ve  Sol Gelecek Partisi sözcüleri, “Bu konuda da yaşamın korunması siyasetini yürüteceğiz”diyor.
9 Eylül Gazetesi 2 Aralık
İbrahim Irmak
Çığlığı duyan yok

25 Ocak 2012 Çarşamba

EFEMÇUKURU ACELE KAMULAŞTIRMA DAVASI HALA DANIŞTAY KARARINI BEKLİYOR!



Efemçukuru Altın Madeni için acele kamulaştırılmasına karar verilen Efemçukuru köylülerinin arazilerine el koyma davasında bir dosyanın duruşması dün (24.01.2012) yapıldı.

Efemçukuru Köylülerinden Ahmet Karaçam'a ait arazinin (üzüm bağı) kamulaştırılmasına ilişkin Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam edilen davaya davalı Ahmet Karaçam'ın avukatı Av..Arif Ali CANGI katıldı; davacı Hazine Avukatı mazeret beyan ederek katılmadı. Duruşma ELELE Hareketi üyeleri tarafından izlendi. Ayşe Tosuner, İZÇEVden Besalet Alkaya, Çağlar Ertok, Halit Dirim; ÇYDDden Gülseren Çakır, TEMAdan Merih Yücel ve Aydın Kuru, Gülder'den Mustafa Erkalkan ve İTOdan Dr.Oya Otyıldız duruşmayı izlediler.

Davalı Ahmet Karaçam'ın avukatı Av.Arif Ali Cangı; ''sonucu beklenen acele kamulaştırmanın iptali davasının temyiz incelemesi Danıştay İdari Dava Dairelerinde karara çıkmamış gözükmektedir, İdari Dava Daireler Kurulundan sorulsun'' dedi.

Davalı tarafı dinleyen mahkeme "....Danıştay 6. İdare başkanlığının 2008/723 esas sayılı dosyanın verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına; bu nedenle duruşmanın 27.03.2012 saat 10.05'e ertelenmesine..." karar verdi.

Davalar devam derken, bilindiği gibi İzmir İl Özel İdaresi 1 Haziran 2011'de Altın Madenine deneme izni verdi. Oysa henüz kamulaştırılamayan araziler madenin sağlık koruma bandı içinde yer almaktadır.

Yani EFEMÇUKURU ALTIN MADENİ YETERLİ SAĞLIK KORUMA BANDI OLMADAN ÇALIŞIYOR.

Yargısal süreçler tamamlanmadan, İZMİR'İN YAŞAMINI TEHLİKEYE ATAN ALTIN MADENİNE VERİLEN HUKUKA AYKIRI ruhsatın geri alınmasını, çalışmaların durdurulmasını talep ediyoruz.

Yaşamımızı, geleceğimizi, suyumuzu korumak için mücadelemiz sürecektir.