İZMİR HAYVAN KATLİAMINA ENGEL OL..!

İZMİR HAYVAN KATLİAMINA ENGEL OL..!
TORBALI HAYVAN MEZARLIĞI OLMASIN..!
İzmir Suyuna Sahip Çık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir Suyuna Sahip Çık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Su Hayattır, Satılamaz!




Karabağlar Belediyesi ve Yeni Kapı Tiyatrosu öncülüğünde gerçekleştiren Dikili eski Belediye Başkanı Osman ÖZGÜVEN'in de konuşmacı olarak yer aldığı "Su hayattır, satılamaz" konulu panel Karabağlar Uğur Mumcu Parkı'nda  gerçekleştirildi. İzçev'in de katıldığı etkinliğe "İzmir, Suyuna Sahip Çık!" broşürleri dağıtıldı, Efemçukuru'nda faaliyet gösteren, Tahtalı Barajı'nı ağır metalleriyle etkileyen altın madeninin kapatılması için yürütülen imza kampanyasına halk yoğun ilgi gösterdi.




22 Mayıs 2013 Çarşamba

3. Kazım Koyuncu Çevre ve Müzik Festivali

Karabağlar Belediyesi ve EKAF öncülüğünce düzenlenen ÇOVAK, GÖRÇEV,İMD, İZÇEV ve daha birçok ulusal ve yerel derneğin emek verdiği 3. Kazım Koyuncu Çevre ve Müzik Festivali 17-18 Mayıs tarihlerinde Yeşilyurt Karafatma Parkı'nda gerçekleştirildi. Çevre temalı müzik festivalinde Çernobil sonrası Karadeniz, HES'ler, Radyoaktif ışınım yayan Gaziemir Kurşun Fabrikasının kamulaştırılması, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunun hakkında yapılan değişiklerin neler getireceği, Aktivist Çevrecilik, Harmandalı Çöplüğü, Aliağa Gemi Söküm Tesisleri, Nikel ve Altın Madenlerinin Çevreye verdikleri Zararlar, Hayvan Haklarının günümüzdeki yeri, Müzik Emekçilerinin Sosyal Hak Mücadeleleri, Risk Altındaki Çocuklar ve Gençler hakkında yürütülmesi gereken çalışmalar, konularında bilgilendirmeler yapıldı, "Serbest Kürsü" konuşmaları ile bir kısım başlıklar halka anlatıldı.Belediye Başkanı Sıtkı KÜRÜM'ün de destek verdiği 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununda Yapılacak değişikliklere karşı yürütülen imza kampanyasına geniş katılım sağlandı. Katılımcı arkadaşlarımıza ve dostlarımıza teşekkür ederiz.




Bağımsız Belgeselcilerin doğal hayat üzerine BaşkanımızBesalet Alkaya ile gerçekleştirdikleri söyleşi.

Gelişmeleri takip etmek için lütfen www.facebook.com/izcev adresini ziyaret ediniz.


Çevre ve Hayvan Hakları İçin Varız!


Egeport Gazetesinin İzçev Başkanı Besalet Alkaya ve İzçev Genel Sekreteri Tuna TAŞ ile 12 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirdiği ve tam sayfa verdiği röportajdan bölümler yer almaktadır. Arşiv için dostlarımız TC Bingün Kahraman Akbaş'a ve Ahmet Erkan'a teşekkür ederiz. Röportajda İzmir'in Suyu, Fukuşima sonrası dünyadaki durum ve Gaziemir Aslan Avcı Kurşun Fabrikasındaki ışıma, Hayvan Hakları konusunda yürütülen mücadeleler hakkında geniş bilgiler yer almaktadır.






Güncel Gelişmeleri takip etmek için lütfen www.facebook.com/izcev adresini ziyaret ediniz.

14 Aralık 2012 Cuma

Bergama Siyanür Üssüne Nasıl Çevrildi ? 3

  • Şahsiyetimi de kaybettim
  • BİR FEDAİNİN İTİRAFLARI -3
  • Özer Akdemir

Koza Altın Şirketi Genel Müdür Yardımcısı Hayri Öğüt’ün 3 yıl 4 ay korumalığını ve şoförlüğünü yapan Ersan Var’ın, Ovacık Altın Madeni ile ilgili anlattıkları, yıllardır birçok kişinin kafasına takılan bazı sorulara yanıt niteliğinde. Var’ın tanıklıklarının yanı sıra kendisinin bizzat içinde yer aldığı bazı olaylardaki itirafları madenci şirketin yöntemleri ile ilgili ipuçları da veriyor.
İKİ AKRABAYI BİRBİRİNE VURDURTTULAR
“Ben orada çalışırken, Koza’dan Pınarköy, Narlıca köylüleri olsun, birçok kişinin emekli olduğunu biliyorum. Pınarköy, Narlıca köylerinde dedeler ne derse o oluyor. Alevi köyleri. İnsanları birbirine kırdırdılar orda da. İki akrabayı birbirine vurdular. Öldüren kişi cezaevinden çıkınca madende işe aldılar. Bunların aldıkları maaş çok gülünçtü.”
HER YAĞMURDA SİYANÜR SIZIYOR
“Her yağmurda siyanür havuzundan su akıyor. Çiçek ekilen yerlerden akan sular damar olup, aşağıya kadar iniyor. Aşağıdaki Total Gaz’ın oradaki ağaçlar su altında kalıyor. Kalan kısım komple kuruyor. Adam 1-2 senede zeytinleri yeniliyor mecburen. Açık ocağın eski hali tepelik bir yerdi. Şimdi dibini göremiyorsunuz. Buradan çıkarılan nebati toprakları ikinci atık havuzuna serdiler. Açık ocağı kapatma taahhütleri var aslında. Birinci atık ocağı kapatacak toprağın üzerine ağaçları diktiler. O topraklar zaten iyi topraklar, üstteki verimli topraklar. Normal tarlada bir yılda veriyorsa, orada da gübrelerle, uğraşmayla iki üç yılda veriyor.”
KÖYLERDEN ÖRDEK TOPLUYORLAR
“Ördekler yüzdürülüyor siyanür havuzunda. Her ay ya da iki ayda bir ördek aldırılıyor köylerden. Ördekler hemen havuzda ölmüyor. Ama bir zaman sonra ölüyor. Ördekler sürekli değişiyor.”
CHP MECLİS ÜYESİNE BİLGİ KARŞILIĞI PARA
“Dikili’de, CHP’nin güçlü isimlerinden birisi meclis üyesi Değnekçi Ali diye bilinen Ali Demirel, özellikle Osman Özgüven’le ilgili bize bilgiler veriyordu. Bilgi, belgeler karşılığı para istiyordu bizden. Bu paranın miktarı değişiyordu; 3 bin, 5 bin, 10 bin, ihtiyacı ne ise. Telefon ediyordu. Belgeleri almam için Hayri bey beni gönderiyordu ya da bu kişi madene geliyordu. Bunun getirdiği bilgilerle hazırlanan Özgüven’le ilgili bir dosyayı İzmir Varyant’taki şimdi adını unuttuğum bir devlet birimine ben kendim götürdüm. Ayrıca Değnekçi Ali’ye verilecek paraları da zarfla ben götürüyordum.”
KARAKOL KOMUTANI BİLE FISTIK TOPLADI
“Çevre Platformunda bir Selim abi vardı. Ayvatlar köyü muhtarı Hasan Hüseyin Ateş’le de kanka bunlar. Ateş altın madeniyle anlaşınca yüz ton künar verdi fıstık fabrikasına. Bu parayı Selim’e veriyorlar. Selim piyasadan ucuz fıstık topluyor. Senin paranla topladığı malı, sana daha fazla fiyatla satıyor. Aldıkları künarların içinde fıstık yok. Bunlar yılların adamları, bunu bilmeleri lazım. Tayini çıkan Jandarma karakol komutanı bile, fıstık topluyordu altın madenine. Selim’i böyle aldılar. Oradaki bütün olaylarda dik duruyordu. Baktım adam fıstık toplamaya başlamış.”
“Bergama Belediyesi’nin toplantı salonunda esnafla yapılan toplantıyı çekmem için Hayri Öğüt talimat verdi. Git bunları çek, kim yanımızda kim değil görelim dedi. Beni tanıyan esnaf salona giremedi, dönmek zorunda kaldı. Orada birkaç kişi, çevre platformundan bana müdahale etti.
Ben, muhtarlarla, gazetecilerle, istifa etmiş personelle ilgili fedailik yaptım madene.
Hayri bey, Hakan Hızlıer denen birisi madenden çıkışı verildikten sonra, kendisine ve ailesine rahatsızlık verdi diye beni üzerine saldı.
4 sene 3 ay bu insanları nasıl çektim diye kendime soruyorum. Benim kaybettiğim şey sadece para değil. Şahsiyetimi de kaybettim insanlara kötü davranmakla.
Bütün bunlardan sonra bile şirketin Hayri Öğüt’ten vazgeçebileceğini düşünmüyorum. Şirket öyle sorunlu ki, vazgeçemiyor.”
ANKARA’YA HER ŞEYİ ANLATTIM
“Akın beyin (Hamdi Akın İpek, Koza İpek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ö. A) sağ kolu denilen adama bütün bilgiler verdim. Bir kuruş para da iş de istemiyorum dedim. Mandıradaki patlağı çıkardılar. Adamın işten çıkışını verdiler. Bu kişi nasıl çıktı, suçluyum diye mi? Mühendis Metin Tenekeci dava açınca Koza altın şirketi de dava açtı. İşten çıkarırken niye dava açmadılar peki. Öyle olsaydı Hayri beyin pislikleri ortaya çıkacaktı. Olcay denilen genç bir çocuk. Kozak’lı birisi. Zimmetine para aktarılıyor. Bu çocuk işe girdiğinde babasının, kendisinin dünya borçları vardı. Şimdi kooperatifte üç tane arabası var. Ben bu çocukla ilgili de Ankara’ya bilgi verdim, çocuğu işten çıkardılar. Üçüncü bilgiyi aktardım telefonlarıma çıkmıyor Ankara’daki. Ben de fıstık fabrikası ile ilgili, Hasan Hüseyin’le ilgili bilgileri, evrakları postalattım.”

‘PARA DOLU ÇANTA VERDİM’
‘Havranda kapanışı verdik resmi olarak ama iki-üç ay daha cevher çıkardık. Ve hiçbir devlet memuru da gelip bunu denetlemedi. Son seçimlere yakın bir zamanda işçilerin parası verilecekti. O gün de bizim de madenle ilgili imzalarımız vardı. Zamana ihtiyaç olduğu için başkanın imza atması gerekiyordu. Başkan, personelin parası konusunda sıkıntıda olduğunu, seçime yakın bir zamanda paraya ihtiyaç duyduğunu söyledi. O tarihte 60 bin lira parayı çantayla bankaya götürüp yatırdım ben. İmzaya karşılık.

  • Koza'nın Kozak'ta yaptıkları
  • BİR FEDAİNİN İTİRAFLARI -2
  • Özer Akdemir


Koza Altın şirketinin Bergama Ovacık’taki tesislerinde 4 yıl üç ay özel koruma ve şoför olarak çalışan Ersan Var, şirketin Kozak Yaylası’ndaki madenleriyle ilgili de çok önemli iddialar ortaya attı. Kozak köylerinin muhtarlarını para ve değişik menfaatler karşılığı madenci şirketin yanına çektiklerini itiraf eden Var, karşı çıkanları ise tehdit ve güç kullanarak engellediklerini anlattı. İşte Var’ın itirafları ile Koza Şirketi’nin Kozak’ta yaptıkları:
ORMAN KATLİAMI YAPTIK
Kozak’ta kesilen ağacın haddi hesabı yok. Tohumluk ağaçlar kesildi. Binlerce canlının yaşamasının önü tıkandı. Biz orada 9-10 ay katliam yaptık. Katliamı da oranın köylüsünden paraya ihtiyacı olan köylülere yaptırdık. Normalde o ağaçları kesen insanların hepsinin hayvanları vardır ve oralarda hayvanlarını otlatmak için gezerler her gün. Çukuralan Köyü’nün muhtarı ve 5 azasının kaldırdıkları paranın haddi hesabı yok. Yevmiyelerini aldılar, araçlarını ve ağaç motorlarını, içindeki mazota kadar maden verdi. Ormana da bedelini ödedi, Koza Altın onlarında ağzına fermuar çekti. Kesilen ağaçları ster ster yapıp, bir muhtar 5 azaya bıraktı, hediye.
DERE YATAKLARINI BİLE DEĞİŞTİRDİK
Dere yataklarını bile değiştirdiler. Orada bir akarsu var, bende kayıtları da var. Çağlayan var mesela. Şu an gidelim avucumun içi gibi biliyorum oraları, yataklarını değiştirdiler.  Bakanlıktan mühendisler gelmişti maden akarsuların dengelerini bozuyor mu diye.  
KOZAK’TA AĞAÇLARI KURUTUYORLAR
Madenin politikası Kozak’taki ağacın kuruması yönünde. O ağaçlar kuruyunca, köylü verim alamayınca onlara mahkum olacak. Ağaçları kendileri kurutuyor. Düşünebiliyor musunuz, altın çıkan yer Çukuralan, ağacın kuruduğu yer ayrı bir yer. Çamavlu köyünde bir maden buldular. Bunlar da aynı kişiler aslında ama bizimle ilgisi yok diyorlar. Ağaçları kurutup, insanların muhtaç olmasını bekleyerek o yerleri o insanlardan almak istiyorlar. İlaç atıldığına inanıyorum. Bunların bu gücünü ben biliyorum.
TARİHİ MEZARLARI TAHRİP ETTİLER
Çukurlan da tarihi bir yer vardı. İnanın çıkan mezarları anlatsam, izin verilecek şey değildi yani. Toplu mezarlar. Şimdi girsen bulamazsın. Kepçelerle yerle bir ettiler. Bir mağara var, yeryüzünden sondajı vuruyor 200 metre boşa gidiyor. 200 asır önceki adamlar bir maden yapmışlar 200-400 metre tünel kazmışlar, doğanın üstüne zarar vermemişler altını çıkarmışlar.
BAŞBAKANA VERİLECEK DOSYAYI ELLERİNDEN ALDIM
Kozaklı Yukarıbey Köyü’nden İlhan Çakır muhtar ve çevre platformu Başbakan geldiğinde (2009 Mart ayı olabilir) ona bir dosya vermek istedi. Hayri bey, “ne yapıp edip o dosyayı verdirme. Al elinden. Ne gerekiyorsa yap” dedi. Şu an fıstık fabrikasında müdür olan Hasan Hüseyin Ateş vardı, Ayvatlar Muhtarı. Kürsüye yaklaştığında ellerinde dosyayı görünce İlhan muhtarın ceketinden tutum. Dosyayı elinden kaptık. Boğazından itip, yumrukla yere düşürdüm. Bunların politikaları Bergama esnafına, gencine zarar verici. Devlet bunlara yandaş gözüyle baktığı halde, bunların en çok korktuğu şey dava. Bana dava gelmesin, nasıl yapıyorsan yap diyorlar.
MUHTARLARA ‘DANIŞMANLIK’ ÜCRETİ VERİLİYOR
O zamanlar, çevre platformunda da görev alan Hasan Hüseyin muhtar şu an fıstık fabrikasında görev alıyor. Neler aldığını, ne kadar aldığını siz tahmin edin. Aylık geliri 20 bini buluyordur. Madenin yanında saf tutan 8 muhtarın çalışmadan “danışmanlık” adı altında para aldığını köylüler söylüyor.

Bergama Siyanür Üssüne Nasıl Çevrildi?


  • ‘Gazetecileri tehdit ettim’
  • BİR FEDAİNİN İTİRAFLARI - 1
  • Özer Akdemir


Bergama yakınlarındaki Ovacık Altın Madeni 1986 yılından beri hem yörede hem ülke kamuoyunda tartışılan bir maden. Uluslararası sermayenin ortaklığı ile Eurogold adıyla Çamköy, Ovacık, Narlıca köyleri ortasında yapılmak istenen siyanürle altın işletmeciliği, yöre halkının büyük direnişi sonrası uzun yıllar faaliyete geçemedi. Amerikan altın tekeli Newmont- Normandy 2004 yılında esas işi davetiyecilik olan İpek Grubuna madenin yüzde 39'unu sattı. Koza Altın bu satışı sanki madenin tamamını almış gibi “yüzde 100 yüz Türk altın şirketi” reklamı ile halka duyurdu. Dünyanın en büyük altın tekellerinden Newmont'un bu hamlesi iktidara yakınlığı ile bilinen Koza grubunun siyasi gücünün ve yerli bir şirket görüntüsünün halkın tepkisini gidereceği hesabı olarak yorumlandı.
BERGAMA ‘SİYANÜR ÜSSÜNE’ ÇEVRİLDİ
Aradan geçen zaman içerisinde, Koza Altın şirketi Ovacık'taki madenin tamamına sahip olurken ülkenin birçok yerinde altın madenleri işletmeye başladı. Bergama'daki tesisi de cevher bitmiş olmasına rağmen, yakın yerlerdeki cevherin taşınarak siyanürle altının ayrıştırılma işleminin yapıldığı bir “siyanür üssü”ne çevirdi. Bu nedenle ikinci bir atık havuzu yapıldı. Havran’dan, Kozak Yaylası’ndan cevherler kamyonlarla Bergama’ya taşındı. Madenin şu an Genel Müdür Yardımcısı koltuğunda oturan Hayrettin Öğüt, Eurogold zamanından günümüze madenin hep üst düzey yöneticilerinden birisi oldu. Yaptıkları, sözleri, eylemleri hep tartışılan, dava konusu olan Öğüt, şu anda Koza Altın Şirketi Genel Müdür Yardımcısı koltuğunda oturuyor. 2008 yılından bu yana, 4 yıl 3 ay Hayri Öğüt'ün korumalığını ve kendi deyimiyle fedailiğini yapan Bergamalı Ersan Var, işinden ayrıldıktan sonra Öğüt ve madenle ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu. Ersan Var, Öğüt'ün talimatı ile kimlere baskı ve şiddet uyguladığının yanı sıra, çalıştığı süre boyunca madende tanık olduğu usulsüzlükleri gazetemize anlattı.
İLK İŞ: PANEL BASKINI DAVASI
Bergama'nın köklü bir ailesinden geldiğini söyleyen Ersan Var, eski Belediye Başkanlarından Raşit Ürper zamanında otoparkçılık yaparken o zamanlar madenin halkla ilişkiler müdürü Hayrettin Öğüt'ten iş teklifi almış. Otoparkçılık yaparken 2 bin lira aylık geliri olduğunu belirten Var, altın madeninde güvenlik ve şoför olarak işe başlamış. Var işe girdiği ilk gün 2006 yılında Dikili Festivali kapsamında gerçekleştirilen “Siyanürlü Altın ve Çevre paneli”ne maden çalışanları tarafından yapılan baskın ve sonrasında yaşanan olaylarla ilgili açılan davaya gitmiş.  “İşe girmek için 15 kişi ile mülakatta iken Hayri Öğüt beni çağırdı, ‘Ersan kalk’ diye. Daha sınava bile girmemişken ilk gün 50-60 kişi Osman Özgüven'in mahkemesine gittik. Panelde saldırı ile ilgili bir davaydı. O panel olayı nedeniyle bazı polis memurlarını bile başka yerlere dağıttırdılar. Taraf tuttular diye".
‘GAZETECİNIN ÖNÜNÜ KESTİM’
YEREL gazetelerle her gün pazarlıklar yapılıyor. ‘Benim haberimi, adımı çıkarırsan üç bin tane gazete alırım’ gibi. Gazetelerin dağıtımı da bize ait. Ben dağıttım elimle birçok kez. Bergamalı gazeteci Ahmet Üneroğlu’nun önünü kestim. Konuşmalarından ve köşe yazılarından dolayı rahatsız oldu Hayri bey. Bununla ilgili bana talimat verdi. Gece 12 civarında vardiyam bitti. Denk geldi tesadüf. Şoföre sen yürü belli olmasın dedim. Ahmet abi altına işedi. Sabah Hayri beyi aradı telefonla. Hayri beyin ‘ben o eşek herife sorarım. Gerekli şeyleri yaparım’ dediğinde ben yanındaydım. Bununla ilgili üzüntülerim anlatmakla bitmez. Ben bu işleri yaptım.
Aldığım para 950 lira. Bana verilen vaatleri anlatsam dillere destan. Ayrıca AİHM'e dava açan üç köylünün davalarını geri aldırttım.
‘ESKİ MÜDÜRÜ YUMURTA YAĞMURUNA TUTTUM’
VAR, bir  mahkeme çıkışında Hayri Öğüt'ün talimatı ile madenin eski kamu ilişkileri müdürü Hasan Gökvardar'ın arabasını ve evini yumurta yağmuruna tutmuş. “Bir gün mahkemeye çıktık. Bana talimat verildi Hayri Öğüt tarafından ‘Bu adam canımı çok sıkıyor’ diye. Ben bu adamın arabasını yazlığının önünde yumurta yağmuruna tuttum. Belki 50 tane, evine, yazlığına falan yumurta attım”. Hasan Gökvardar, 10 yıl madende kamu işleri müdürlüğü yaptıktan sonra işten çıkarılmış, bunun üzerine madende dönen dolapları ve yapılan usulsüzlükleri basına anlatarak, maden karşıtlarının safına geçmişti.
‘MEMURLARA HEDİYELER GÖTÜRDÜM’
Madeni denetlemeye gelen devlet memurları (Özel İdare, DSİ, Üniversite, Çevre İl Müdürlüğü, emniyet vb)'nın hepsini ben şirketin özel arabasıyla İzmir’den odalarından alıyordum. Sabah, öğle, akşam yemekleri yediriliyor. Denetleme yapılıyormuş gibi numuneler hazırlanıp ellerine veriliyor. İşyerlerine, evlerine kadar dağıtılıyorlar. Ben bundan utanç duyuyorum. Ramazanda, yılbaşlarında bunların odalarına ben kendim çikolata dağıtıyorum. Bunların bir ramazan paketi alınca gözlerinin parladığını hissediyorum ben. Ben bunları görev olarak yapıyordum.






27 Mart 2012 Salı

İZMİR, SUYUNA SAHİP ÇIK..!

‎27 Mart Salı günü başlamış olduğumuz İzmir'in en önemli su kaynağı Tahtalı Barajını kirletecek altın madeninin kapatılmasına yönelik imza kampanyamız 31 Mart 2012 Cumartesi gününe kadar devam edecektir. Katılımınızı bekliyoruz.

25 Ocak 2012 Çarşamba

EFEMÇUKURU ACELE KAMULAŞTIRMA DAVASI HALA DANIŞTAY KARARINI BEKLİYOR!



Efemçukuru Altın Madeni için acele kamulaştırılmasına karar verilen Efemçukuru köylülerinin arazilerine el koyma davasında bir dosyanın duruşması dün (24.01.2012) yapıldı.

Efemçukuru Köylülerinden Ahmet Karaçam'a ait arazinin (üzüm bağı) kamulaştırılmasına ilişkin Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam edilen davaya davalı Ahmet Karaçam'ın avukatı Av..Arif Ali CANGI katıldı; davacı Hazine Avukatı mazeret beyan ederek katılmadı. Duruşma ELELE Hareketi üyeleri tarafından izlendi. Ayşe Tosuner, İZÇEVden Besalet Alkaya, Çağlar Ertok, Halit Dirim; ÇYDDden Gülseren Çakır, TEMAdan Merih Yücel ve Aydın Kuru, Gülder'den Mustafa Erkalkan ve İTOdan Dr.Oya Otyıldız duruşmayı izlediler.

Davalı Ahmet Karaçam'ın avukatı Av.Arif Ali Cangı; ''sonucu beklenen acele kamulaştırmanın iptali davasının temyiz incelemesi Danıştay İdari Dava Dairelerinde karara çıkmamış gözükmektedir, İdari Dava Daireler Kurulundan sorulsun'' dedi.

Davalı tarafı dinleyen mahkeme "....Danıştay 6. İdare başkanlığının 2008/723 esas sayılı dosyanın verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasına; bu nedenle duruşmanın 27.03.2012 saat 10.05'e ertelenmesine..." karar verdi.

Davalar devam derken, bilindiği gibi İzmir İl Özel İdaresi 1 Haziran 2011'de Altın Madenine deneme izni verdi. Oysa henüz kamulaştırılamayan araziler madenin sağlık koruma bandı içinde yer almaktadır.

Yani EFEMÇUKURU ALTIN MADENİ YETERLİ SAĞLIK KORUMA BANDI OLMADAN ÇALIŞIYOR.

Yargısal süreçler tamamlanmadan, İZMİR'İN YAŞAMINI TEHLİKEYE ATAN ALTIN MADENİNE VERİLEN HUKUKA AYKIRI ruhsatın geri alınmasını, çalışmaların durdurulmasını talep ediyoruz.

Yaşamımızı, geleceğimizi, suyumuzu korumak için mücadelemiz sürecektir.