İZMİR HAYVAN KATLİAMINA ENGEL OL..!

İZMİR HAYVAN KATLİAMINA ENGEL OL..!
TORBALI HAYVAN MEZARLIĞI OLMASIN..!

17 Aralık 2012 Pazartesi

Bergama Siyanür Üssüne Nasıl Çevrildi? 4




  • Koza’nın siyanür havuzu patlamıştı...
  • BİR FEDAİNİN İTİRAFLARI - 4
  • Özer Akdemir

  • Altın madenine bir süre yemek sağlayan Bergamalı esnaf Alparslan Karakaya da madenle ve Şirketin Genel Müdürü Hayrettin Öğüt’le ilgili açıklamalarda bulundu. Karakaya’nın anlattıkları arasında altın madeniyle ilgili 10.02. 2009 tarihli gazetemiz manşetine çıkan madenle bir olayla ilgili tanıklığı da var. Altıncı şirket, bu haber nedeniyle gazetemiz, muhabirimiz ve haberde adı geçenler aleyhine toplam 70 bin liralık tazminat davası açmış, dava reddedilmişti.
    “BİZ OLMAZSAK AÇ KALIRSINIZ” DİYORLAR
    Madene bir süre yemek veren bir işletmenin sahibi olan Karakaya, Bergama da Koza’nın mağdur ettiği esnafların miting yapacak kadar çok olduğunu söylüyor. Madenci şirketin Bergama esnafına “biz olmazsak aç kalırsınız” muamelesi yaptığını kaydeden Karakaya, “Biz bu şirketin bütün sıkıntısını çektik. Sanki doğduğumuz günden bu yana bize onlar bakıyormuş gibi muamele yapıyorlar. Bunların bakış açısı, “bu memleket bize muhtaç, biz olmazsak bunlar aç kalır”.
    FAHİŞ FATURA KESMEMİ İSTEDİ
    Kozak’taki maden çalışmaları sürecinde oradaki işçilere yemek götürdüğünü aktaran Karakaya, şunları anlattı: “110 kilometre yolda 15 kişiye yemek götürdüm. Hayri Öğüt bana sen çek kahrı, orda 400 kişi olacak ilerde diye söz verdi. Bütün kahrını çektim, tam işler büyürken ufak tefek sebepleri gerekçe göstererek benimle çalışmayacaklarını söylediler” dedi. Karakaya’ya göre madenin başka bir yemek firması ile anlaşmasının arkasında yatan neden ise bambaşka; “Yukarıda 500 kişi olacak. 5-6 liraya yemek verecektik. Günlük 3 bin lira yapar. Aylık 90 bin lira yapar. Benim kesmem gereken fatura miktarı bu. Hayri Öğüt benden fahiş fatura kesmemi istedi. Fazla fatura kestirecek bana. Her ay farkını alacak benden. Bergama esnafıyla iş yapmamasının en büyük nedenlerinden birisi budur. Bir yerlerde söylenir, patlar diye burada iş yaptırmıyor. O kadar çok ki mağdur esnaf. Ben problem çıkarsaydım istediğim gibi orda iş yapardım. Koza mağduru esnafları, insanları toplayalım diyeceksiniz, vallahi miting yapılır. Kullandılar bizi.
    SEÇİMLERE MÜDAHALE EDİYORLAR
    Beş sene sonra biz Kozak’a hasret kalacağız. Bir iki senedir çam fıstığı olmuyor zaten doğru düzgün. Seneye hiç olmaz. Ticaret Odası seçimlerinde 300 kişiye karşı ‘Biz olmasak aç kalırsınız’ dedi Hayri Öğüt. Salonu terk edip giden esnaflar oldu. Yerel seçimlere, il genel seçimlerine müdahil oldular. İnsanlar korktular, çekindiler. 

    KARAKAYA’nın tanık olduğu bir olay, şirketin bunu haber yapan gazetemize dava açmasına neden olmuştu; “Yağmurun çok yağdığı bir sene, 2010 ya da 11 (2009 olacak, Ö.A). Bir arkadaşım bana gösterdi. Havuz patlamış yukarıdan, su aşağıya akıyor siyanür havuzundan. Havuz yarılmış böyle yol açmış. Asfalttan Dikiliye giderken görülüyor şaldır şaldır 4 yerden akarken. Eski havuz. Dikili yoluna doğru. Alttaki tarlaya doğru. Su öyle bir geliyor ki insanı götürür.
    ADLARI GEÇENLE NE DİYORLAR:
    DOSYAMIZDA adı geçen ve haklarında çeşitli iddialar bulunan kişileri de arayarak yanıt hakları olduğunu anımsattık. Ersan Var’ın, Başbakan Erdoğan’a verilmek istenen dosyayı zorla elinden aldığını söyledikleri Yukarıbey Köyü Muhtarı İlhan Çakır iddiaları doğruladı. “5/6 kişi varlardı. Hayri de onların içindeydi zaten. Polis barikatının içinde Başbakanı beklerken biri aldı dosyayı, Hayri beye götürmüş. Bunlar dosyayı ‘Altın madenini istemiyoruz gibi bir dosya’ sanmışlar. Oysa dosya çamların kuruma meselesiyle ilgili bir dosyaydı.” Var’ın Hayri Öğüt’ün adına zimmetine para aktarıldığını ileri sürdüğü Olcay Atar ise iddiaları yalanladı. “Babamın üzerine iki tane kamyon vardı, emekli olunca benim üzerime geçti. Zimmet gibi bir şey kesinlikle söz konusu değil. Ayrıca işten çıkarıldığım da doğru değil. Ayvatlar Köyü Muhtarı Hasan Hüseyin Özel ise madenci şirkete ait fıstık fabrikası ve kooperatifte çalıştığını kabul ederken diğer iddiaları yalanladı. “Evet, madende çalışıyorum. Bordrolarımız belli. Denildiği kadar yok maaşım. Selim beyle ilgi iddialar da doğru değil”. Kozak Çevre Derneği eski başkanlarından Selim Demircan, altın şirketine ait fıstık fabrikasına ürün sattığını doğrularken, bu ürünün babasının adına olduğunu söylüyor. “Ayvatlar Köyü muhtarı H. Hüseyin önceden benim arkadaşım. H. Hüseyin’de madene karşı olan biriydi o zamanlar. Ben uzun zamandır kozalak işi yapıyorum. Sermayem de iyi durumda. Babamla ortak malımız vardı. Satışa çıkardık, 50 ton kadar bir şey. H. Hüseyin’de geldi, teklif verdi. İstediğim 2600 lira fiyatın, 100 lira aşağısına sattım ona kozalakları. Onun dışında benim kendisiyle herhangi bir parasal alışverişim olmadı.” Çukuralan Köyü muhtarı Sezai Akbulut, orman ağaçlarını kendilerini kestiğini kabul ediyor ancak, kesilen ağaçların parasının kendilerine bırakıldığı iddiasını ise yalanlıyor. “Ağaçları orman aldı. Maden bana mazot desteği verdi sadece. Biz kestik, köylüler kesti yevmiyeler alındı. Ne kadar kesim yapıldığını bilmiyorum.” Ersan Var’ın “evini ve arabasını yumurta yağmuruna tutum” diye itiraf ettiği madenin eski kamu ilişkileri müdürü Hasan Gökvardar da bu olayı doğruluyor;  2006 - 2009 yılları arasında bu türden olaylar yaşadım. Evim, arabam, taş ve yumurta yağmuruna tutuldu. Para karşılığı Hayri Öğüt’e bilgi-belge verdiği ileri sürülen CHP İl Genel Meclisi üyesi Ali Demirel Hayri Öğüt’ü Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın zamanından bu yana tanıdığını, zaman zaman madene giderek kendisini ziyaret ettiğini söylerken, para aldığı iddialarını ise reddetti. Demirel, Osman Özgüven’le ilgili de belge verdiği iddialarını da yalanladı. Hakkındaki iddialarla ilgili ulaştığımız Metin Tenekeci, “ben sizi arayacağım” demesine rağmen aramazken, dosyanın genelinde hakkında birçok iddialar bulunan altın madeninin genel müdür yardımcısı Hayrettin Öğüt, aramalarımıza ve mesajlarımıza yanıt vermedi.

    14 Aralık 2012 Cuma

    Bergama Siyanür Üssüne Nasıl Çevrildi ? 3

    • Şahsiyetimi de kaybettim
    • BİR FEDAİNİN İTİRAFLARI -3
    • Özer Akdemir

    Koza Altın Şirketi Genel Müdür Yardımcısı Hayri Öğüt’ün 3 yıl 4 ay korumalığını ve şoförlüğünü yapan Ersan Var’ın, Ovacık Altın Madeni ile ilgili anlattıkları, yıllardır birçok kişinin kafasına takılan bazı sorulara yanıt niteliğinde. Var’ın tanıklıklarının yanı sıra kendisinin bizzat içinde yer aldığı bazı olaylardaki itirafları madenci şirketin yöntemleri ile ilgili ipuçları da veriyor.
    İKİ AKRABAYI BİRBİRİNE VURDURTTULAR
    “Ben orada çalışırken, Koza’dan Pınarköy, Narlıca köylüleri olsun, birçok kişinin emekli olduğunu biliyorum. Pınarköy, Narlıca köylerinde dedeler ne derse o oluyor. Alevi köyleri. İnsanları birbirine kırdırdılar orda da. İki akrabayı birbirine vurdular. Öldüren kişi cezaevinden çıkınca madende işe aldılar. Bunların aldıkları maaş çok gülünçtü.”
    HER YAĞMURDA SİYANÜR SIZIYOR
    “Her yağmurda siyanür havuzundan su akıyor. Çiçek ekilen yerlerden akan sular damar olup, aşağıya kadar iniyor. Aşağıdaki Total Gaz’ın oradaki ağaçlar su altında kalıyor. Kalan kısım komple kuruyor. Adam 1-2 senede zeytinleri yeniliyor mecburen. Açık ocağın eski hali tepelik bir yerdi. Şimdi dibini göremiyorsunuz. Buradan çıkarılan nebati toprakları ikinci atık havuzuna serdiler. Açık ocağı kapatma taahhütleri var aslında. Birinci atık ocağı kapatacak toprağın üzerine ağaçları diktiler. O topraklar zaten iyi topraklar, üstteki verimli topraklar. Normal tarlada bir yılda veriyorsa, orada da gübrelerle, uğraşmayla iki üç yılda veriyor.”
    KÖYLERDEN ÖRDEK TOPLUYORLAR
    “Ördekler yüzdürülüyor siyanür havuzunda. Her ay ya da iki ayda bir ördek aldırılıyor köylerden. Ördekler hemen havuzda ölmüyor. Ama bir zaman sonra ölüyor. Ördekler sürekli değişiyor.”
    CHP MECLİS ÜYESİNE BİLGİ KARŞILIĞI PARA
    “Dikili’de, CHP’nin güçlü isimlerinden birisi meclis üyesi Değnekçi Ali diye bilinen Ali Demirel, özellikle Osman Özgüven’le ilgili bize bilgiler veriyordu. Bilgi, belgeler karşılığı para istiyordu bizden. Bu paranın miktarı değişiyordu; 3 bin, 5 bin, 10 bin, ihtiyacı ne ise. Telefon ediyordu. Belgeleri almam için Hayri bey beni gönderiyordu ya da bu kişi madene geliyordu. Bunun getirdiği bilgilerle hazırlanan Özgüven’le ilgili bir dosyayı İzmir Varyant’taki şimdi adını unuttuğum bir devlet birimine ben kendim götürdüm. Ayrıca Değnekçi Ali’ye verilecek paraları da zarfla ben götürüyordum.”
    KARAKOL KOMUTANI BİLE FISTIK TOPLADI
    “Çevre Platformunda bir Selim abi vardı. Ayvatlar köyü muhtarı Hasan Hüseyin Ateş’le de kanka bunlar. Ateş altın madeniyle anlaşınca yüz ton künar verdi fıstık fabrikasına. Bu parayı Selim’e veriyorlar. Selim piyasadan ucuz fıstık topluyor. Senin paranla topladığı malı, sana daha fazla fiyatla satıyor. Aldıkları künarların içinde fıstık yok. Bunlar yılların adamları, bunu bilmeleri lazım. Tayini çıkan Jandarma karakol komutanı bile, fıstık topluyordu altın madenine. Selim’i böyle aldılar. Oradaki bütün olaylarda dik duruyordu. Baktım adam fıstık toplamaya başlamış.”
    “Bergama Belediyesi’nin toplantı salonunda esnafla yapılan toplantıyı çekmem için Hayri Öğüt talimat verdi. Git bunları çek, kim yanımızda kim değil görelim dedi. Beni tanıyan esnaf salona giremedi, dönmek zorunda kaldı. Orada birkaç kişi, çevre platformundan bana müdahale etti.
    Ben, muhtarlarla, gazetecilerle, istifa etmiş personelle ilgili fedailik yaptım madene.
    Hayri bey, Hakan Hızlıer denen birisi madenden çıkışı verildikten sonra, kendisine ve ailesine rahatsızlık verdi diye beni üzerine saldı.
    4 sene 3 ay bu insanları nasıl çektim diye kendime soruyorum. Benim kaybettiğim şey sadece para değil. Şahsiyetimi de kaybettim insanlara kötü davranmakla.
    Bütün bunlardan sonra bile şirketin Hayri Öğüt’ten vazgeçebileceğini düşünmüyorum. Şirket öyle sorunlu ki, vazgeçemiyor.”
    ANKARA’YA HER ŞEYİ ANLATTIM
    “Akın beyin (Hamdi Akın İpek, Koza İpek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ö. A) sağ kolu denilen adama bütün bilgiler verdim. Bir kuruş para da iş de istemiyorum dedim. Mandıradaki patlağı çıkardılar. Adamın işten çıkışını verdiler. Bu kişi nasıl çıktı, suçluyum diye mi? Mühendis Metin Tenekeci dava açınca Koza altın şirketi de dava açtı. İşten çıkarırken niye dava açmadılar peki. Öyle olsaydı Hayri beyin pislikleri ortaya çıkacaktı. Olcay denilen genç bir çocuk. Kozak’lı birisi. Zimmetine para aktarılıyor. Bu çocuk işe girdiğinde babasının, kendisinin dünya borçları vardı. Şimdi kooperatifte üç tane arabası var. Ben bu çocukla ilgili de Ankara’ya bilgi verdim, çocuğu işten çıkardılar. Üçüncü bilgiyi aktardım telefonlarıma çıkmıyor Ankara’daki. Ben de fıstık fabrikası ile ilgili, Hasan Hüseyin’le ilgili bilgileri, evrakları postalattım.”

    ‘PARA DOLU ÇANTA VERDİM’
    ‘Havranda kapanışı verdik resmi olarak ama iki-üç ay daha cevher çıkardık. Ve hiçbir devlet memuru da gelip bunu denetlemedi. Son seçimlere yakın bir zamanda işçilerin parası verilecekti. O gün de bizim de madenle ilgili imzalarımız vardı. Zamana ihtiyaç olduğu için başkanın imza atması gerekiyordu. Başkan, personelin parası konusunda sıkıntıda olduğunu, seçime yakın bir zamanda paraya ihtiyaç duyduğunu söyledi. O tarihte 60 bin lira parayı çantayla bankaya götürüp yatırdım ben. İmzaya karşılık.

    • Koza'nın Kozak'ta yaptıkları
    • BİR FEDAİNİN İTİRAFLARI -2
    • Özer Akdemir


    Koza Altın şirketinin Bergama Ovacık’taki tesislerinde 4 yıl üç ay özel koruma ve şoför olarak çalışan Ersan Var, şirketin Kozak Yaylası’ndaki madenleriyle ilgili de çok önemli iddialar ortaya attı. Kozak köylerinin muhtarlarını para ve değişik menfaatler karşılığı madenci şirketin yanına çektiklerini itiraf eden Var, karşı çıkanları ise tehdit ve güç kullanarak engellediklerini anlattı. İşte Var’ın itirafları ile Koza Şirketi’nin Kozak’ta yaptıkları:
    ORMAN KATLİAMI YAPTIK
    Kozak’ta kesilen ağacın haddi hesabı yok. Tohumluk ağaçlar kesildi. Binlerce canlının yaşamasının önü tıkandı. Biz orada 9-10 ay katliam yaptık. Katliamı da oranın köylüsünden paraya ihtiyacı olan köylülere yaptırdık. Normalde o ağaçları kesen insanların hepsinin hayvanları vardır ve oralarda hayvanlarını otlatmak için gezerler her gün. Çukuralan Köyü’nün muhtarı ve 5 azasının kaldırdıkları paranın haddi hesabı yok. Yevmiyelerini aldılar, araçlarını ve ağaç motorlarını, içindeki mazota kadar maden verdi. Ormana da bedelini ödedi, Koza Altın onlarında ağzına fermuar çekti. Kesilen ağaçları ster ster yapıp, bir muhtar 5 azaya bıraktı, hediye.
    DERE YATAKLARINI BİLE DEĞİŞTİRDİK
    Dere yataklarını bile değiştirdiler. Orada bir akarsu var, bende kayıtları da var. Çağlayan var mesela. Şu an gidelim avucumun içi gibi biliyorum oraları, yataklarını değiştirdiler.  Bakanlıktan mühendisler gelmişti maden akarsuların dengelerini bozuyor mu diye.  
    KOZAK’TA AĞAÇLARI KURUTUYORLAR
    Madenin politikası Kozak’taki ağacın kuruması yönünde. O ağaçlar kuruyunca, köylü verim alamayınca onlara mahkum olacak. Ağaçları kendileri kurutuyor. Düşünebiliyor musunuz, altın çıkan yer Çukuralan, ağacın kuruduğu yer ayrı bir yer. Çamavlu köyünde bir maden buldular. Bunlar da aynı kişiler aslında ama bizimle ilgisi yok diyorlar. Ağaçları kurutup, insanların muhtaç olmasını bekleyerek o yerleri o insanlardan almak istiyorlar. İlaç atıldığına inanıyorum. Bunların bu gücünü ben biliyorum.
    TARİHİ MEZARLARI TAHRİP ETTİLER
    Çukurlan da tarihi bir yer vardı. İnanın çıkan mezarları anlatsam, izin verilecek şey değildi yani. Toplu mezarlar. Şimdi girsen bulamazsın. Kepçelerle yerle bir ettiler. Bir mağara var, yeryüzünden sondajı vuruyor 200 metre boşa gidiyor. 200 asır önceki adamlar bir maden yapmışlar 200-400 metre tünel kazmışlar, doğanın üstüne zarar vermemişler altını çıkarmışlar.
    BAŞBAKANA VERİLECEK DOSYAYI ELLERİNDEN ALDIM
    Kozaklı Yukarıbey Köyü’nden İlhan Çakır muhtar ve çevre platformu Başbakan geldiğinde (2009 Mart ayı olabilir) ona bir dosya vermek istedi. Hayri bey, “ne yapıp edip o dosyayı verdirme. Al elinden. Ne gerekiyorsa yap” dedi. Şu an fıstık fabrikasında müdür olan Hasan Hüseyin Ateş vardı, Ayvatlar Muhtarı. Kürsüye yaklaştığında ellerinde dosyayı görünce İlhan muhtarın ceketinden tutum. Dosyayı elinden kaptık. Boğazından itip, yumrukla yere düşürdüm. Bunların politikaları Bergama esnafına, gencine zarar verici. Devlet bunlara yandaş gözüyle baktığı halde, bunların en çok korktuğu şey dava. Bana dava gelmesin, nasıl yapıyorsan yap diyorlar.
    MUHTARLARA ‘DANIŞMANLIK’ ÜCRETİ VERİLİYOR
    O zamanlar, çevre platformunda da görev alan Hasan Hüseyin muhtar şu an fıstık fabrikasında görev alıyor. Neler aldığını, ne kadar aldığını siz tahmin edin. Aylık geliri 20 bini buluyordur. Madenin yanında saf tutan 8 muhtarın çalışmadan “danışmanlık” adı altında para aldığını köylüler söylüyor.

    Bergama Siyanür Üssüne Nasıl Çevrildi?


    • ‘Gazetecileri tehdit ettim’
    • BİR FEDAİNİN İTİRAFLARI - 1
    • Özer Akdemir


    Bergama yakınlarındaki Ovacık Altın Madeni 1986 yılından beri hem yörede hem ülke kamuoyunda tartışılan bir maden. Uluslararası sermayenin ortaklığı ile Eurogold adıyla Çamköy, Ovacık, Narlıca köyleri ortasında yapılmak istenen siyanürle altın işletmeciliği, yöre halkının büyük direnişi sonrası uzun yıllar faaliyete geçemedi. Amerikan altın tekeli Newmont- Normandy 2004 yılında esas işi davetiyecilik olan İpek Grubuna madenin yüzde 39'unu sattı. Koza Altın bu satışı sanki madenin tamamını almış gibi “yüzde 100 yüz Türk altın şirketi” reklamı ile halka duyurdu. Dünyanın en büyük altın tekellerinden Newmont'un bu hamlesi iktidara yakınlığı ile bilinen Koza grubunun siyasi gücünün ve yerli bir şirket görüntüsünün halkın tepkisini gidereceği hesabı olarak yorumlandı.
    BERGAMA ‘SİYANÜR ÜSSÜNE’ ÇEVRİLDİ
    Aradan geçen zaman içerisinde, Koza Altın şirketi Ovacık'taki madenin tamamına sahip olurken ülkenin birçok yerinde altın madenleri işletmeye başladı. Bergama'daki tesisi de cevher bitmiş olmasına rağmen, yakın yerlerdeki cevherin taşınarak siyanürle altının ayrıştırılma işleminin yapıldığı bir “siyanür üssü”ne çevirdi. Bu nedenle ikinci bir atık havuzu yapıldı. Havran’dan, Kozak Yaylası’ndan cevherler kamyonlarla Bergama’ya taşındı. Madenin şu an Genel Müdür Yardımcısı koltuğunda oturan Hayrettin Öğüt, Eurogold zamanından günümüze madenin hep üst düzey yöneticilerinden birisi oldu. Yaptıkları, sözleri, eylemleri hep tartışılan, dava konusu olan Öğüt, şu anda Koza Altın Şirketi Genel Müdür Yardımcısı koltuğunda oturuyor. 2008 yılından bu yana, 4 yıl 3 ay Hayri Öğüt'ün korumalığını ve kendi deyimiyle fedailiğini yapan Bergamalı Ersan Var, işinden ayrıldıktan sonra Öğüt ve madenle ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu. Ersan Var, Öğüt'ün talimatı ile kimlere baskı ve şiddet uyguladığının yanı sıra, çalıştığı süre boyunca madende tanık olduğu usulsüzlükleri gazetemize anlattı.
    İLK İŞ: PANEL BASKINI DAVASI
    Bergama'nın köklü bir ailesinden geldiğini söyleyen Ersan Var, eski Belediye Başkanlarından Raşit Ürper zamanında otoparkçılık yaparken o zamanlar madenin halkla ilişkiler müdürü Hayrettin Öğüt'ten iş teklifi almış. Otoparkçılık yaparken 2 bin lira aylık geliri olduğunu belirten Var, altın madeninde güvenlik ve şoför olarak işe başlamış. Var işe girdiği ilk gün 2006 yılında Dikili Festivali kapsamında gerçekleştirilen “Siyanürlü Altın ve Çevre paneli”ne maden çalışanları tarafından yapılan baskın ve sonrasında yaşanan olaylarla ilgili açılan davaya gitmiş.  “İşe girmek için 15 kişi ile mülakatta iken Hayri Öğüt beni çağırdı, ‘Ersan kalk’ diye. Daha sınava bile girmemişken ilk gün 50-60 kişi Osman Özgüven'in mahkemesine gittik. Panelde saldırı ile ilgili bir davaydı. O panel olayı nedeniyle bazı polis memurlarını bile başka yerlere dağıttırdılar. Taraf tuttular diye".
    ‘GAZETECİNIN ÖNÜNÜ KESTİM’
    YEREL gazetelerle her gün pazarlıklar yapılıyor. ‘Benim haberimi, adımı çıkarırsan üç bin tane gazete alırım’ gibi. Gazetelerin dağıtımı da bize ait. Ben dağıttım elimle birçok kez. Bergamalı gazeteci Ahmet Üneroğlu’nun önünü kestim. Konuşmalarından ve köşe yazılarından dolayı rahatsız oldu Hayri bey. Bununla ilgili bana talimat verdi. Gece 12 civarında vardiyam bitti. Denk geldi tesadüf. Şoföre sen yürü belli olmasın dedim. Ahmet abi altına işedi. Sabah Hayri beyi aradı telefonla. Hayri beyin ‘ben o eşek herife sorarım. Gerekli şeyleri yaparım’ dediğinde ben yanındaydım. Bununla ilgili üzüntülerim anlatmakla bitmez. Ben bu işleri yaptım.
    Aldığım para 950 lira. Bana verilen vaatleri anlatsam dillere destan. Ayrıca AİHM'e dava açan üç köylünün davalarını geri aldırttım.
    ‘ESKİ MÜDÜRÜ YUMURTA YAĞMURUNA TUTTUM’
    VAR, bir  mahkeme çıkışında Hayri Öğüt'ün talimatı ile madenin eski kamu ilişkileri müdürü Hasan Gökvardar'ın arabasını ve evini yumurta yağmuruna tutmuş. “Bir gün mahkemeye çıktık. Bana talimat verildi Hayri Öğüt tarafından ‘Bu adam canımı çok sıkıyor’ diye. Ben bu adamın arabasını yazlığının önünde yumurta yağmuruna tuttum. Belki 50 tane, evine, yazlığına falan yumurta attım”. Hasan Gökvardar, 10 yıl madende kamu işleri müdürlüğü yaptıktan sonra işten çıkarılmış, bunun üzerine madende dönen dolapları ve yapılan usulsüzlükleri basına anlatarak, maden karşıtlarının safına geçmişti.
    ‘MEMURLARA HEDİYELER GÖTÜRDÜM’
    Madeni denetlemeye gelen devlet memurları (Özel İdare, DSİ, Üniversite, Çevre İl Müdürlüğü, emniyet vb)'nın hepsini ben şirketin özel arabasıyla İzmir’den odalarından alıyordum. Sabah, öğle, akşam yemekleri yediriliyor. Denetleme yapılıyormuş gibi numuneler hazırlanıp ellerine veriliyor. İşyerlerine, evlerine kadar dağıtılıyorlar. Ben bundan utanç duyuyorum. Ramazanda, yılbaşlarında bunların odalarına ben kendim çikolata dağıtıyorum. Bunların bir ramazan paketi alınca gözlerinin parladığını hissediyorum ben. Ben bunları görev olarak yapıyordum.






    4 Aralık 2012 Salı

    Korkutan Ölümler


    Efemçukuru'nda altın madeni önündeki protesto, dere suyuna karışan asitten ölen balık ve hayvanlar içindi



    Efemçukuru altın işletmesinin atıklarıyla kirlendiği iddia edilen Kokarpınar deresinde balık ölümleri ve Kavacık köyündeki hayvan ölümleri protesto edildi. Tüprag Maden İşletmesi'nin önünde toplanan kalabalık, yaşam hakları için slogan attı

    Çevrecilerin yıllardır mücadele ettiği Efemçuku’nda Tüprag Maden işletmerine ait altınmadeni şirketi bir kez daha protesto edildi. Maden işletmesinin önünde Efemçukuru ve Kavacık Köyleri Doğayı Koruma Derneği'nin organize ettiği protestoya EGEÇEP bileşenlerinden Güzelbahçe Kültür, Çevre ve Güzelleştirme Derneği, Emek Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve az sayıda Kavacık köylüsü destek verdi. Tek bir Efemçukuru köylüsünün katılmadığı eyleme Kavacık köyünden de madende çalışanların eylemlere katıldıklarında işten çıkarıldıklarından katılmadığı öğrenildi. Grup, maden işletmesi önünde alkışlar eşliğinde yürüyerek, 'balıklar öldü derede, yetkililer hani nerede?', 'Üzümümüz dünyada tek, durmak yok katliam bitene dek', Tüprag geldi buraya, husumet girdi araya', Badem, ceviz kuruyor, Yaşar amca gülüyor', 'Zengin bölgenin fakir insanı olma, artık gör katliamı' yazılı pankartlar taşıdı. 'Havana, suyuna, toprağına sahip çık' sloganları atıldı.

    BİR AT, 55 KEÇİ ÖLDÜ

    Kanadalı Eldorado Gold firmasının altın işletme şirketi Tüprag Metal Madencilik'in önünde yapılan  eylemin nedeni Efemçukurundan başlayıp Güzelbahçe Çamlı köyüne kadar 20 kilometre uzanan altın işletmesinin kirlettiği iddia edilen Kokarpınar Deresi'nde balıklar ile dereden su içen at ve keçilerin ölmesi oldu. Mayıs ayında ard arda meydana gelen 1 at, 55 keçi ve balıkların ölümleri nedeniyle harekete geçen Kavacık Köyü Muhtarı Şinasi Köse, İZSU Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı'na başvurarak ölü balıkların tahlilini istediğini belirtti. Raporda, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojileri Enstitüsü’nden Araştırma Görevlisi Dr. Aydın Ünlüoğlu'nun incelediği, enstitüye dere suyunun içinde götürülen ölü balıklardan sudan çıkarıldığında bir asit kokusu alındığı, balıkların yaralanma, kanama gibi dışsal, bulaşıcı ve salgın bir hastalığının olmadığı tespit edildi. Meydana gelen balık ölümlerinin birinci sebebinin ortamdaki asitin olduğu kanaatine varıldığı belirtilen raporda, balık ölümlerinin 'ölümler, muhtemelen asite maruz kalan balıkların solungaçlarında mukoza oluşumuna bağlı olarak solunum zorluğu ve oksijen yetersizliğinden dolayı' meydana geldiği yazıldı. Kesin olmasa da bir diğer ölüm sebebinin suyun fiziksel özelliklerinde meydana gelmiş olan ani bir değişiklikten olabileceği de belirtildi.

    DAHA DA KÖTÜSÜ OLACAK

    Altın madeni tabelasının önüne alkışlar ve sloganlarla ilerleyen grup adına açıklamayı Efemçukuru ve Kavacık Köyleri Doğayı Koruma Derneği Başkanı ve Kavacık Köyü Muhtarı olan Şinasi Köse yaptı. Köse, “Doğamızı, dere yataklarımızı, suyumuzu, köyümüzü, ürünümüzü kısacası yaşamımız korumak için bugün buradayız, bu eylemi yapıyoruz. Zengin altını götürecek, yıllar sonra çekip gidecek peki biz köylüler ne yapacağız? Suyumuzu kirlettiklerini raporlarla belgeledik. Balıklarımız, hayvanlarımız öldü. Bugün hayvanımız yarın biz. Bu durumun daha da kötü sonuçlar doğuracağını biliyoruz. Bizi birbirimize düşüren, yaşamımızı elimizden almaya çalışan maden işletmesini istemiyoruz. 10 yıl sonra madenciler çekip gittiğinde artık kaliteli ürün alamıyor olacağız. Meyve ağaçlarımız kuruyor. Tüprag yetkilileri bize doğaya zarar verilmeyecek dedi. Şimdi ise muhatap bulamıyoruz” dedi.

    EYLEMLERİMİZ DEVAM EDECEK

    Muhtar Şinasi Köse, köylünün neden eyleme gelmediğiyle ilgili ise çarpıcı iddialarda bulundu: “Köylü baskı altında. Yöneticiler eylemlere katıldıklarında işten çıkarıyor. 25 arkadaşımıza bu yapıldı. Biz de gelmeden önce tehdit edildik. Bizzat şirket yöneticileri tarafından eylemi yapmamızın istendiği ve kötü sonuçlara neden olacağı söylendi. Bizim topraklarımızda Eldorado Gold hüküm sürüyor, buna karşıyız. Altın içinde yüzen yöre halkı zayıflatılmış, muhtaç duruma getirilmiş durumda. Biz yılmayacağız. Bundan sonra da raporlatacağız, eylemlerimize devam edeceğiz, herkesten destek bekliyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun da desteğini istiyoruz.”


    Haber: Figen BİCAN
    9 Eylül Gazetesi

    Çığlığı Duyan Yok!


    Efemçukuru ve Kavacık köylüleri İzmir'in arseniksiz tek su havzasındaki altın madeni işletmesinin suları zehirlediğini öne sürüp, “Balıklar, atlar ve keçiler öldü sıra bize mi geldi” diye isyan etti.


    Uzundere'de TOKİ konutları var bilir misiniz? Bilmeyenler için söyleyeyim,
    İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Kadifekale Kentsel dönüşüm Projesi'nin ilk uygulamasıdır orası.
    3300 aile yaşayacak orada...
    Bir kısmı yerleşti bir kısmı yerleşecek şu günlerde.
    Yani çok kısa bir zaman sonra 10 bin kişilik bir şehir oluşacak Uzundere'de.
    Karşısında da merhum Ahmet Piriştina zamanında yapılan Olimpiyat Köyü...
    Ardında da Ahmet Sarışın zamanında yapılan sosyal konutlar...
    Çok alan var daha oralarda...
    Kentsel dönüşümü düşünürsek modern İzmir bile kurulabilir o vadide.
    Önceki gün İzmir Meteoroloji Müdürü Murat Şahin'in konuğuydum.
    Hava'ya meraklı bir gazeteci olduğum için gidip gördüm, yerinde inceledim hava tahminlerinin nasıl yapıldığını.
    Çatalkaya'ya çıkardılar beni sağolsunlar.
    Çam ağaçlarıyla kaplı Kavacık ve Efemçukuru Mevkiindeki bulunan radara doğru giderken gözüm gönlüm açıldı.
    900 küsür metre yukarıdan İzmir'i seyrederken, “Şehrin tüm yöneticilerini burada piknik yaptırmalı” dedim.
    Balçova Barajı'nın arka taraflarında en az üç baraj daha kurulabilecek vadilerin olduğunu görünce feryat ettim.
    Feryadımın nedeni tam bu vadilerin tepesinde altın işletmesinin 24 saat çalışmasıydı.
    “Altını açığa çıkartırken uygulanan işlemlerde açığa çıkan elementlerle havamızı ve sularımızı kirletiyorlar” diye bas bas bağıran çevrecilerin tepkisine kimsenin aldırmamasıydı.
    Gözümüz gibi bakmamız gereken yaşam kaynaklarımızın farkına varılmamasıydı.

    ***

    Önceki gün Kavacık ve Efemçukuru köylüleri altın madeni işletmesinin önünde eylem yaptı.
    Eylemin nedeni deredeki balıkların ölmesiydi...
    Bir atın ve 55 keçinin dereden içtikleri sudan zehirlenmesiydi.
    Çevreciler, “Sıra insanlara gelmeden önlem alınsın” diyor.
    Koca koca medyanın sustuğu bir dönemde bu kolay olur mu?
    Kendi kişisel menfaatleri olunca aslan kesilenler orada mısınız?
    Efemçukurunun sinyalleri size ulaşmıyor mu?
    İhsan Hakkı, İnsan Hakkı'ndan öncelikli mi acaba..

    ***

    Dün Yeşiller ve Sol Gelecek eşsözcüleri Sevil Turan ve Avukat Arif Ali Cangı arayıp dert yandı, “Efemçukuru'nda Tehlikeli Süreç Başladı” diyorlar.
    Kavacık köylülerinin ‘balıkların, koyunların ve atların öldüğü, sıranın kendilerine geldiği’ çığlığını herkesin duyması gerektiğini  söyleyen Cangı, “Öncelikle altın madenine ruhsat veren İl Özel İdaresi’nin ve İzmir’in mülki idare amiri olan İzmir Valisi Cahit Kıraç ile  su havzasını korumakla yükümlü olan idarenin başkanı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu duymalı” diyor. Yaşamları tehlikede olan tüm İzmirlilerin bu çığlığa kulak vermesi gerektiğini de söyleyen Yeşillerin sözcüleri bakın daha neler  söylüyor:

    ALTINCILAR BARAJ HAVZASINDA

    “İzmir kentinin içme suyunun yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan Tahtalı Barajı koruma alanı sınırında, yaklaşık 200 bin kişinin içme  suyunu karşılamak için planlanan ve yapımı için Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlıkları sürdürülen Çamlı Barajı’na su  sağlayacak derelerin mutlak koruma alanı içinde yer alan efemçukuru Altın Madeni 1 Haziran 2011 tarihinden bu yana çalışıyor.
    Kavacıklıların ayaklanmasına neden olan hayvan ölümleri altın madeninin işletilmesi sonucunda zaten bekleniyordu. Yıllardır süren  tartışmalar, davalar ve bilimsel çalışmalar sonucunda, “yörenin kayaç yapısı ve işletmede yapılacak zenginleştirme işlemi sonucunda  maden işletmesinin ağır metal kirliliği yaratacağı, böylelikle bölgenin yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını kirleteceği, yörenin bitki ve  orman örtüsünün zarar göreceği, bölgede uygulanan ekolojik tarımı bitireceği, kısaca ekolojik ve toplumsal yıkıma yol açacağı”  belliydi.

    ARSENİKSİZ TEK SU HAVZASI

    Şimdi beklenen tehlikeli sürece girilmiş durumda. İzmir’in arseniksiz tek su havzası olan, aynı zamanda orman alanları, ekolojik  üzümleriyle, İzmir’in damı olarak nitelendirilen bölgenin yaşamı tehlike altında. Konumu itibariyle Efemçukuru’nda yaşanacak her  olumsuzluk İzmir kentini doğrudan etkileyecektir.
    İzmir’de sağlıklı yaşamından yana olan herkesin bu gidişata tepki göstermesi, kirletici faaliyetin durdurulması için çaba harcaması  gerekmektedir.
    İzmir Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı’nı görev ve sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz. Hızla yakınılan konularda detaylı  inceleme ve araştırma yaptırın, geri dönüşü olanaksız bir ekolojik yıkımın yaşanmaması için madeni mühürleyin, aksi halde yaşanan her ölümden, her yıkımdan hem hukuki hem de vicdani sorumlu olacaksınız.
    İzmirlilere de yaşamlarına, geleceklerine sahip çıkmaya çağırıyoruz.” Konunun yakından takipçisi olacaklarını da belirten Yeşiller ve  Sol Gelecek Partisi sözcüleri, “Bu konuda da yaşamın korunması siyasetini yürüteceğiz”diyor.
    9 Eylül Gazetesi 2 Aralık
    İbrahim Irmak
    Çığlığı duyan yok